Sevgili patroncuğum,
Eğer bu yazıyı okuyorsan bir anne olarak okumanı rica ediyorum. Ayrıca doğum öncesi ve sonrası desteğin için tekrar tekrar teşekkür ederim.
Evet. İşe başlama vakti yaklaşıyor. Bendeki stres oranı da gittikçe artıyor. Çalışmayı gerçekten çok özledim. Ama Nehir'i bırakma kısmı beni çok geriyor. Her an onunla olmaya o kadar alıştım ve onunla olmayı o kadar çok seviyorum ki... Yarım saat bile uyusa uyandığında onu özlemiş oluyorum. Onu bırakıp bir yerlere gittiğimde bile aklımdan çıkaramıyorum. acaba ne yapıyor?, beni görmediği için ağlıyor mu? üzgün mü?, mutlu mu? bir sürü soru... Gülüşü geliyor aklıma. Kahkaha atışı... Hemen eve dönmek istiyorum, uyuyorsa da sorun değil, uyanınca severim diyorum içimden. Küçücük çocuk ama bizimle aynı duyguları paylaşabiliyor mu?
Uyandığı, uyumaya çalıştığı, konuşmaya çalıştığı, emeklemeye çalıştığı, ağladığı, mutlu olduğu, güldüğü, hasta olduğu, yürümeye çalıştığı, şaşkın şaşkın baktığı, baba dediği (doğduğundan beri anne dediği için endişelenmiyorum :) ) her anını yaşamak istiyorum.
Çoğu anne "Amaan, biz de bıraktık, bir şey olmuyor. 2-3 gün sonra alışıyorsun." diyor. İçimde kopan fırtınayı bir anlatabilsem... Tabii ki bir şey olmayacak. Alışacak benim gibi. Hatta belki benden daha çabuk alışacak. İlk günü düşünüyorum. Sabah uyandı baktı babası var. Belki anneannesi ve birileri daha. Bir süre oyalandı diyelim. Ya sonra...? Mutlaka beni arayacak gözleri. Mutlaka ağlayacak. İşte o an orada olup ona sarılmak. "Ben buradayım, ağlama" demek, onu sakinleştirmek istiyorum. Bunları yazarken bile boğazım acımaya başladı. Ya ben ne yapacağım? Zaten kışın ortasında hem de bayağı uzağa gideceğim. Sabah 6 da kalkmam lazım. Onu uyandırmadan evden çıkmam lazım. Yoksa dayanamam. Bütün yol ağlarım. sonra 1-1,5 saat yol gideceğim. Belki iş yerinde 1-2 saat güzel geçer, özlediğim için oyalanmış olurum. Ya sonra? Bana kim sarılıp sakinleştirecek? Onun iyi olduğunu, üzülmememi söyleyecek? O zaman da "bana ihtiyacı yok mu?" diye düşüneceğim... Yine üzüleceğim. Eminim ki bana her zaman ihtiyacı olacak. Benim de ona çok ihtiyacım olacak. Doğumdan önce Tevfik'le beraber olamıyorum diye üzülüp işten çıkış saatimi beklerken şimdi Nehir'le de olabilmek için o kahrolası İstanbul trafiğinde eve ulaşmaya çalışacağım. Sadece şanslıysam 3-4 saat görebilmek için... Ne yazık ki bu alışma devresi çok zor geçecek benim, onun, Tevfik'in ve herkes için...
Çok iyi hatırlıyorum. Bizim yöneticilerden biri iki sene önce bayanlar tuvaletinde hıçkıra hıçkıra ağlamıştı. "Ben çok kötü bir anneyim. Onu bırakıp işe başladım. Kendimi affetmeyeceğim" diye bağırıyordu. Ben bile çok üzülmüştüm. Sakinleşmesi çok uzun sürmüştü. N'oldu? diyeceksiniz.. Bir şey olmadı. İşe devam etti. Herhalde artık alışmışlardır birbirlerinin yokluğuna. Bir de yeni çıkan Profilo reklamı geliyor aklıma. Anne hasta, baba da çocuğunu yatırmış. Mutfakta konuşuyorlar. Anne hasta diye iyi geceler öpücüğü verememiş bebeğine. Kocasına "Öptün mü?" diyor ağlamaklı. :) önce güldüm. Ama bunu sadece anne olan anlar...
İşe başlamama daha 3 ay var. Sabah sebze çorbasını hazırlarken birden yarın işe başlasam ne olurdu sorusuyla güne başladım. Şimdi daha 3 ay var diyip bitiriyorum. Çok ciddi desteğe ihtiyacım olacak. Ayrıca Tevfik'in de desteğe ihtiyacı olacağına eminim. :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder